Dans Magazin
Haberlere dön

Afife Balesi 28 Yıl Sonra AKM Sahnesinde: Koreograf Beyhan Murphy ile Modern Dansın Yolculuğu

ismail ustundag

Afife Balesi 28 Yıl Sonra AKM Sahnesinde: Koreograf Beyhan Murphy ile Modern Dansın Yolculuğu
Zeynep BİLGEHAN / hurriyet.com.tr

Türk tiyatrosunun öncü kadın figürlerinden Afife Jale’nin yaşamını ve mücadelesini sahneye taşıyan 'Afife' balesi, 28 yıllık bir aranın ardından İstanbul Devlet Opera ve Balesi (İDOB) tarafından Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) yeniden izleyiciyle buluştu. Bestesi Turgay Erdener’e, librettosu ve koreografisi ise Türkiye’de modern dansın kurumsallaşmasına öncülük eden Beyhan Murphy’ye ait olan eserin prömiyeri geçtiğimiz günlerde gerçekleştirildi. AKM sahnesindeki bu buluşma vesilesiyle usta koreograf Beyhan Murphy, çocukluğundan Londra yıllarına, Ankara ve İstanbul Modern Dans Topluluğu’nun kuruluşundan sahne sanatlarının günümüzdeki durumuna uzanan serüvenini paylaştı.

Bursalı ziraat yüksek mühendisi bir baba ile Nişantaşı Kız Enstitüsü mezunu sanatçı bir annenin üç kızından en küçüğü olarak İstanbul Şişli’de doğan Murphy, babasının tayini nedeniyle henüz üç yaşındayken Ankara’ya taşındı. Sanatçının dans tutkusu, TED Ankara Koleji’nde ablalarının ders bitimini beklerken bale sınıflarını camın arkasından izlemesiyle filizlendi. Sekiz yaşındayken izlediği hareketleri öğrenmeye çalışan küçük Murphy’yi fark eden eğitmeni Ülkü Sözen, onu sınıfa kabul etti. Murphy, 1960’lı yıllarda klasik balenin katı kurallarına bir başkaldırı olarak dünyayı etkisi altına alan modern dansla ise 14-15 yaşlarında Ankara’daki Kuğu Bale Stüdyosu’nda, Türkiye’nin ilk bale koreograflarından Sait Sökmen’in dersleri sayesinde tanıştı.

Sökmen’in alışılmışın dışındaki hareket dağarcığını gördükten sonra profesyonel dansçı olmayı aklına koyan Murphy, hocasının yönlendirmesiyle Londra’daki okullara başvurdu. Üniversite sınavında İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nü kazanmış olmasına rağmen dans eğitimi alma konusundaki ısrarını sürdürdü. Ailesinin kazanamayacağını düşünerek Londra’daki seçmelere girmesine izin vermesinin ardından gelen kabul mektubu, onun 17 yaşında İngiltere yolculuğunu başlattı. 1970’lerin Pink Floyd, Led Zeppelin, Patti Smith ve David Bowie rüzgârlarının estiği Londra ortamı; hippi kuşağının açtığı yaratıcı alan, rüzgâr sesine dahi dans edilebilen serbest beden dili ve geniş anlatım olanaklarıyla Murphy’nin sanatsal vizyonunu şekillendirdi.

Eğitimi sırasında hem dans edip hem koreografi denemelerine başlayan Murphy, mezuniyetinin hemen ardından Galler’deki bir kumpanyaya davet edilerek ilk profesyonel koreografi çalışmasını gerçekleştirdi. İskoçya’daki bir ekiple çalıştıktan, çeşitli müzikal ve projelerde dansçı olarak yer aldıktan sonra belindeki rahatsızlık nedeniyle sahnede istediği teknik düzeye ulaşamayacağını anladı. Bu durumu bir dönüşüm fırsatına çeviren sanatçı, tüm enerjisini koreografi üretimine yoğunlaştırdı. Murphy, bir bestecinin sesleri notalarla dizgeleştirmesi gibi koreografın da adımları, geometriyi ve sahne konseptini sıfırdan yarattığını belirterek, anlatılarında bedenden ziyade hikâyeyi ve konuyu merkeze aldığını, dansçıyı ise yazarın kalemi gibi konumlandırdığını ifade etti.

1992 yılına gelindiğinde, Londra’da çalışmalarını sürdüren Murphy’nin yaşamı dönemin Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü Rengim Gökmen’den gelen bir telefonla değişti. Ankara’da yeni kurulacak Modern Dans Topluluğu’nun (MDT) başına geçme teklifini kabul ederek Türkiye’ye dönen sanatçı, bu adımı esprili bir dille 'Türkiye’ye gelişimin suçlusu Rengim Gökmen’dir' sözleriyle özetledi. Daha önce Duygu Aykal ve Aysun Aslan’ın kişisel girişimleri bulunsa da, modern dansın Devlet Opera ve Balesi gibi köklü bir kurum çatısı altında kurumsallaşması dünyada benzeri az görülen, sancılı fakat verimli bir dönemi başlattı.

Murphy, modern dansın Türkiye’deki otuz yılı aşkın kurumsal serüveninde hem yerel kültürden hem de Batı birikiminden beslenen eserlerle izleyicinin ilgisini kazandıklarını belirtti. İstanbul’a ilk geldiğinde balenin sonunu getireceğine yönelik haksız endişelerle karşılaştığını hatırlatan koreograf, bugün gelinen noktada izleyicinin modern dansı bütünüyle benimsediğini ve yeni salonlarla çok sayıda yapıma erişebildiğini vurguladı. Sokak dansları arasında öfke ve duyguları bedensel güce dönüştüren 'krump' disiplinine ve ihtiyaçtan doğan sahici beden dillerine büyük saygı duyduğunu belirten sanatçı, yapay zekânın mesleğine asla sızamayacağını savundu. Murphy, kan, ter ve gözyaşı barındıran dans ve tiyatronun yalnızca insana özgü olduğunu ifade ederek yapay zekânın dans edip ter dökemeyeceğini dile getirdi.